SIKÇA SORULAN SORULAR

TKGM İnceleme Soruşturma Yönergesi uyarınca, lisanslı mühendis dışındaki LİHKAB çalışanlarının disiplin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Konuyla ilgili esaslar şu şekildedir:

  • Disiplin Sorumluluğu Kapsamı: Lisanslı mühendisler, 5368 sayılı Kanun ve LİHKAB Yönetmeliği'ndeki disiplin hükümlerine tabidirler. Ancak LİHKAB’da görev yapan diğer personelin (lisanslı mühendis olmayan çalışanların) bu kapsamda bir disiplin sorumluluğu yoktur.
  • Hatalı İşlemlerden Sorumluluk: LİHKAB bünyesinde çalışan personelin gerçekleştirdiği hatalı iş ve işlemlerden de doğrudan lisanslı mühendis sorumlu tutulmaktadır.
  • Disiplin Soruşturması Usulü: Lisanslı mühendisler hakkında, 5368 sayılı Kanun’da belirtilen disiplin cezalarının (uyarma, kınama, lisansın geçici veya sürekli iptali) verilip verilmeyeceğini belirlemek amacıyla disiplin soruşturması yürütülür. Bu soruşturmalarda, ilgili kanun ve yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde memurlara ilişkin disiplin soruşturma usulleri kıyasen uygulanır.

Özetle, LİHKAB çalışanlarının idari ve teknik hatalarından dolayı disiplin yönünden muhatap personelin kendisi değil, lisans sahibi mühendistir. 

Ceza hukuku hükümleri saklıdır.

5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesine göre, 2’nci maddede belirtilen şartları taşıyan ve lisans başvurusunda bulunan mühendislere, lisanslı harita ve kadastro mühendislik faaliyeti yürütebilmeleri için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından lisans verilmekte ve bu Kanun kapsamında faaliyetlerini yürüttükleri süre içerisinde serbest harita ve kadastro mühendislik ve müşavirlik faaliyeti de yürütebilmektedirler. Kanun’un 4’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre lisans başvurusunun özel şartlarından ilki harita ve kadastro mühendisleri odasına kayıtlı bulunmaktır. Dolayısıyla Lisanslı Harita Kadastro Mühendislerinin serbest meslek faaliyeti yürüttüklerinde bir kuşku bulunmamaktadır.

5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun’un 5/2’nci maddesinde yer alan “… bu kanundaki hizmetleri yapmakla yetkilendirilenler ceza kanunu uygulamasında kamu görevlisi sayılır…” şeklindeki düzenleme, ceza kanununun uygulanmasına ilişkin olup lisanslı mühendislerin ceza kanunlarında memurlar ve diğer kamu görevlilerine özgülenen suçları işleyebilecekleri anlamına gelmekte, ancak lisanslı mühendisler için özel bir soruşturma usulü öngörmemektedir.

Zira 5237 sayılı TCK’nın “kamu görevlisi” kavramı ile 4483 sayılı Kanun’un “kamu görevlisi” kavramı birbirinden farklı içeriklere sahiptir. Memurlar dışında soruşturma yapılacak kişinin, hakkında soruşturma izni alınması gereken bir “kamu görevlisi” sayılıp sayılmayacağı 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da yer alan “kamu görevlisi” tanımına göre belirlenmektedir.

4483 sayılı Kanun’un 3/a maddesinde ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Kaymakam, 3/b maddesinde; ilde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında vali soruşturma izni vermeye yetkili kılınmıştır.

Kamu görevlisi tanımına açıklık getiren ve özü itibariyle güncelliğini koruyan Anayasa Mahkemesinin 09.02.1993 gün ve E.1992/44 K.1993/7 sayılı kararında “Genel idare esasları"na göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde kadro esastır. Bu hizmetlerin yapısal ve işlevsel özellikleri, onu diğer hizmetlerden ayırır. Bu görevlerde bulunan kimseler, yasaların güvencesi altındadır.

Anayasa'nın 128. maddesinde genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerine ilişkin asli ve sürekli görevlerin ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri tarafından yerine getirileceği belirtilmiştir. Bu görevlerin, kadroya bağlanması dışında, merkezi idare ile statüer bir ilişki içinde olması ve kamu gücünün kullanılması biçiminde özellikleri görülmektedir.” denilmekte olup lisanslı mühendislerin bir kadroya bağlı olmadığı ve merkezi idare veya yerel yönetimler ile statüer bir bağı bulunmadığı, ayrıca serbest meslek odasına bağlı olarak oda denetimi altında faaliyetlerini yürüttüğü dikkate alındığında soruşturma usulü bakımından kamu görevlisi sayılamayacağı, bu nedenle Valilik /  Kaymakamlıkların da de 4483 sayılı Kanun gereğince lisanslı mühendis hakkında soruşturma izni kararı almaya yetkisi bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Bu nedenle, lisanslı mühendisler hakkında ceza hukuku yönünden soruşturma yapmaya genel hükümlere göre savcılıklar yetkili olup, soruşturma izni istenmesine ve haklarında 4483 sayılı Kanun'a göre ön inceleme yapılmasına gerek yoktur.

TKGM İnceleme Soruşturma Yönergesi’ne göre Araştırma Raporu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında suç isnadı içeren ihbar ve şikâyetler hakkında yürütülen işlemler sonucunda düzenlenen özel bir rapor türüdür.

Bu raporun düzenlendiği haller ve özellikleri şunlardır:

  • Ön İnceleme Gerekliliğinin Tespiti: 4483 sayılı Kanun kapsamındaki taşra teşkilatı görevlileri hakkındaki ihbar ve şikâyetlerle ilgili olarak, bir ön inceleme yapılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla yapılan araştırma sonucunda düzenlenir.
  • Ön İncelemeye Gerek Görülmemesi: Yapılan araştırma neticesinde, isnat edilen suçla ilgili bir ön inceleme (soruşturma izni süreci) başlatılmasına gerek olmadığı kanaatine varılması durumunda hazırlanır.
  • Dosyanın İşlemden Kaldırılması Önerisi: Bu rapor, ilgili ihbar veya şikâyet dilekçesinin işleme konulmaması veya dosyanın işlemden kaldırılması önerisini içerir.
  • Kapsam Sınırı: Araştırma raporunda sadece ceza hukuku yönünden değerlendirme ve önerilere yer verilir. Eğer konuyla ilgili mali sorumluluk, disiplin veya idari önlemler gibi farklı yönlerden değerlendirme yapılması gerekiyorsa, bu hususlar için ayrı bir inceleme raporu düzenlenmesi esastır.
  • Muhatap: Müfettişlerce hazırlanan araştırma raporu gereği için yetkili mercie (Vali veya Kaymakam), bilgi için ise Teftiş Kurulu Başkanlığına sunulur; muhakkiklerce düzenlenenler ise yetkili mercie iletilmek üzere Bölge Müdürlüğüne verilir.
  • Gizlilik: Araştırma raporları ve buna ilişkin yazışmalar "HİZMETE ÖZEL" gizlilik koduyla yürütülür.

Özetle; bir suç duyurusu hakkında "ön inceleme yapmaya yer yoktur" sonucuna varıldığında, bu durumu ve dosyanın işleme konulmaması/kaldırılması teklifini belgelemek için Araştırma Raporu düzenlenmektedir. Eğer araştırma sonucunda ön inceleme yapılması gerektiği kanaatine varılsaydı, Araştırma Raporu yerine Suç İhbar Raporu düzenlenmesi gerekecekti.

TKGM İnceleme Soruşturma Yönergesi’ne göre Tevdi Raporu, genel olarak kurum dışı mercileri ilgilendiren durumların saptanması halinde düzenlenen bir rapor türüdür. Bu raporun düzenlendiği haller şunlardır:

  • Kurum Dışı Merci ve Çalışanların İlgilendirilmesi: Teftiş, denetim, inceleme, araştırma, ön inceleme veya soruşturma sırasında; Genel Müdürlük dışındaki başka kurumları ve bu kurumların çalışanlarını ilgilendiren, dolayısıyla o kurumlarca daha detaylı incelenmesi veya soruşturulması gereken hususlar tespit edildiğinde düzenlenir.
  • Ön İnceleme Sürecindeki Belirsizlikler: 4483 sayılı Kanun kapsamında yürütülen bir ön inceleme sırasında; failin belirlenememesi, ön inceleme konusu eylemin hiç gerçekleşmemiş olması veya hakkında ön inceleme yapılanların bu kanun kapsamında olmadığının anlaşılması hallerinde "suç ihbar raporu" formatında bir tevdi raporu hazırlanır. Bu rapor, gereği için yetkili mercie sunulur.
  • Mali Sorumluluk İncelemelerinde Diğer Kurumların Kusuru: Yapılan bir mali sorumluluk incelemesinde, zararın diğer kamu kurum ve kuruluşlarının hatalı veya suç teşkil eden işlemlerinden kaynaklandığına dair kuvvetli şüphe uyanırsa, ilgili personelin sorumluluklarının o kurumlarca değerlendirilebilmesi amacıyla tevdi raporu düzenlenerek Başkanlığa gönderilir.
  • Savcılık Talepleri ve Faili Meçhul Suçlar: Ön inceleme talebi doğrudan Cumhuriyet savcılığından gelmişse veya faili belirlenemeyen bir suç saptanmışsa, rapor ve eklerinin yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi önerisiyle bu rapor düzenlenir.

Tevdi raporları, Genel Müdürlük tarafından ilgili dış kurumlara iletilmek üzere hazırlanır ve "HİZMETE ÖZEL" gizlilik koduyla işleme alınır.

Sözlü ihbar veya şikayetler, TKGM İnceleme Soruşturma Yönergesi uyarınca mutlaka bir tutanakla yazılı hale getirilmelidir. Bu sürecin yürütülmesinde şu esaslara uyulması zorunludur:

  • Tutanağın İçeriği: Tutanakta; ihbar edenin veya şikâyetçinin adı, soyadı, adresi ve iletişim bilgileri yer almalıdır. Ayrıca, ihbar ve şikâyet edilen kişi ile konulara ilişkin somut bilgiler; iddiaları ispatlamaya yönelik sunulan bilgi, belge, tanık ve diğer deliller tutanağa kaydedilmelidir.
  • Belge ve Delillerin Kaydı: Şikayetçi tarafından sunulan belge ve delillerin niteliği ile sayfa adedi gibi özellikleri tutanak içeriğinde açıkça belirtilmeli ve bu materyaller tutanağa ek yapılmalıdır.
  • İmza ve Nüsha Esası: Tutanak en az iki nüsha olarak düzenlenmeli ve hazır bulunanlar tarafından imzalanmalıdır.
  • Kişinin Bilgilendirilmesi: Düzenlenen tutanağın bir nüshası ihbar edene veya şikâyetçiye verilmelidir.

Bu şekilde kayıt altına alınan başvurular, içeriğine göre şu şekilde işleme alınır:

  • Suç İsnadı Varsa: Genel Müdürlük personeli veya lisans verilen kişiler hakkında suç isnadı içeren ihbar ve şikâyetler, gerekli değerlendirme ve yönlendirme yapılmak üzere Teftiş Kurulu Başkanlığına iletilir.
  • Suç İsnadı Yoksa: Suç isnadı içermediği anlaşılan dilekçe ve başvurular, gereğinin yapılması için ilgili icra birimlerine yönlendirilir.
  • Taşra Teşkilatında: Taşra birimlerine gelen 4483 sayılı Kanun kapsamındaki suç isnatları yetkili mercilere (Valilik/Kaymakamlık), genel hükümlere tabi suçlar ise Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilir.

Önemli Not: İhbar ve şikâyetlerin yazılı olması veya elektronik ortamda kimliğin belirlenebilir olması asıldır; ancak sözlü bir başvuru yapıldığında yukarıdaki "tutanakla tespit" usulü uygulanarak resmiyet kazandırılır.