​​



BAKAN ÖZHASEKİ; “TAPU VE KADASTRO BİZİM YÜZ AKIMIZ”



BAKAN ÖZHASEKİ; “TAPU VE KADASTRO BİZİM YÜZ AKIMIZ”


Tapu ve Kadastro 2016 Yılı Faaliyetlerinin ve 2017 Hedeflerinin Değerlendirilmesi Çalıştayı, Antalya’da yapıldı. Çalıştayda konuşan Bakan Özhaseki, günümüze damgasını vuran en önemli olgunun “değişim” olduğunu, bu olguyu doğru anlamak ve buna göre vaziyet almak gerektiğini söyledi. Değişim iyi anlaşılırsa, kurum ve insanlar kendisini buna göre ayarlarsa geleceğe ümitle bakılabileceğini vurgulayan Özhaseki, bu nedenle değişimden, ilerlemeden yana olmak […]

Tapu ve Kadastro 2016 Yılı Faaliyetlerinin ve 2017 Hedeflerinin Değerlendirilmesi Çalıştayı, Antalya’da yapıldı.

Çalıştayda konuşan Bakan Özhaseki, günümüze damgasını vuran en önemli olgunun “değişim” olduğunu, bu olguyu doğru anlamak ve buna göre vaziyet almak gerektiğini söyledi. Değişim iyi anlaşılırsa, kurum ve insanlar kendisini buna göre ayarlarsa geleceğe ümitle bakılabileceğini vurgulayan Özhaseki, bu nedenle değişimden, ilerlemeden yana olmak gerektiğini bildirdi.

Son 15 yılda Türkiye’nin gidişatı çok iyi kavrayan, değişimleri takip eden, bunun neticesinde de büyüyen ve sıçrama yapan bir ortamda devam ettiğini anlatan Özhaseki, bunun böyle devam etmesini ümit ettiğini aktardı.

Çevre konusunun dünyada yükselen bir değer olduğunu, herkesin çevrenin bozulmasından ve kirlenmesinden bahsettiğini belirten Bakan Özhaseki, “Ama bizim kendi medeniyet kodlarımıza baktığımız zaman bir kavram var, emanet kavramı. Canımız, eşimiz, çocuğumuz, bu ülke bize emanet. Çevre bize emanettir, Allah’ın en büyük emanetidir.” dedi.

– “BALIK ÇEŞİTLERİ ÖLÜYOR DİYE AĞLAŞAN İNSANLAR…”

İnsanoğlunun binlerce yıl küçük şeylerle yetindiğini, az ürettiğini ve az tükettiğini fakat Sanayi Devrimi ile insanların çok üretmeye, tüketmeye ve kirletmeye başladığını ifade eden Özhaseki, şöyle konuştu:

“Dünyaya hakim olma arzusu, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bir şeyi elde etme arzusu, bütün zevklerden istifade etme arzusu ne yazık ki dünyayı çok kötü yerlere doğru götürmeye başladı. Dışarıda toprağı talan etmeye başladık, suyu kirletmeye başladık, havayı kirletmeye başladık, enerjiyi sınırsız şekilde kullanmaya başladık. Bütün bunlar kirletilince dünyanın dengesi bozulmaya başladı.”

Geçtiğimiz günlerde Fas’ın Marakeş kentinde bir çevre toplantısına katıldığını dile getiren Özhaseki, 35 ülkenin cumhurbaşkanı, bir o kadar başbakan ve 195 ülkeden temsilcilerin bulunduğu toplantıda küresel kirliliğin önüne geçilmesi için neler yapılabileceğinin konuşulduğunu söyledi.

Dünyanın neredeyse yarısını kirleten Çin ve Hindistan’ın küresel kirlenmeyle ilgili protokollere taraf olmadıklarını, ABD’nin küresel kirliliğin yüzde 15’ini, AB’nin de yüzde 15’ini yarattığını, Türkiye’nin küresel kirlilik oranının binde 7 düzeyinde bulunduğunu aktaran Özhaseki, şunları söyledi:

“Yine de bizden bazı yatırımların önüne geçmemizi ve oluşturulan Yeşil İklim Fonu’na büyük para yatırmamızı istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti adına yaptığım konuşmada ben bunlara ‘Eyvallah’ dedim. ‘Şimdi bu kadar insan niye toplandık biz, küresel ısınma dünya için tehdit, önümüzdeki yıllarda birtakım biyoçeşitliliği öldürebilir. Yani kaba bir tabirle otları kurutabilir, çiçekleri mahvedebilir, balıkların ölümüne neden olabilir. 100 milyar dolarlık bir fon da bunun için oluşturuluyor. İnsanoğlu bu kadar hassas ve nazikse eğer şu anda küçücük çocuklar denizlerde boğuluyor, haberiniz var mı?’ dedim. İnsanlar çocuklarının elinden tutup dağlara çıkıyor, harpten kaçıyor. Nihayetinde istedikleri sade bir yaşam, özgür bir yaşam. Çocuklarıyla mutlu olabilecekleri bir çatı. Bunlardan haberiniz var mı? Biz, temsil ettiğimiz medeniyetin, kültürün bir parçası olarak bunları sırtımızı dönmüyoruz, vicdanımızı bir kenara kaldırıp atmıyoruz. İnancımız gereği dışarıda kalan insanlara sahip çıkıyoruz, mazlumlara sahip çıkıyoruz. Ama ne yazık ki batı aleminde bu işler sadece göstermelik bir slogandan ibaret olarak önümüzde duruyor. Balıklar için ağıt yakanlar, olabilecek küresel ısınmadan bitkilerin zarar görebileceğini iddia eden insanlar, en azından o insanların da onlar kadar değerinin olduğunu düşünmeleri lazım.”

– SAĞLIKSIZ VE KİMLİKSİZ YAPILAR-

Türkiye coğrafyasında son 100-150 yıldır yaşanan rehavet ve sıkıntı nedeniyle şehirleşme konusunda geride kalındığını anlatan Bakan Özhaseki, batıda 300 sene önce planlama yapıldığını ve o günkü kalkınmışlıkla mükemmel yapılar ortaya çıktığını fakat Türkiye coğrafyasında çöküntü dönemi, savaş dönemi nedeniyle şehircilik planlamalarında geç kalındığını vurguladı.

Türkiye’de şehircilikte en erken planlamaların 1930 ve 1940’larda yapıldığına, 1950’lerde büyük şehirlere göçlerin başlamasıyla sağlıksız gecekonduların ortaya çıktığına işaret eden Özhaseki, “Gelinen manzaraya baktığımız zaman özetle söylüyorum iki noktada kesin fikirliyim. Birincisi sağlıksız yapılarımız var, ikincisi kimliksiz yapılarımız var. Bir şehir orada yaşayan insanların aynasıdır. Bir şehre baktığınız zaman orada yaşayanların örflerini, adetlerini, ilişki biçimlerini çözebilirsiniz. Şimdi bizim şehirlerimize bakın bizi anlatan bir şehir var mı?” dedi.

Özhaseki, 1999’dan sonra yapılan yapıların biraz daha sağlam olduğunu fakat 1999 öncesi yapılmış 15 milyona yakın sağlıksız yapı bulunduğunu, bu nedenle şehircilik noktasında çok hızlı adımların atılması gerektiğini bildirdi.

– TAPU VE KADASTRO MEMURLARINA “GÜLÜMSEYİN” RİCASI-

Tapu ve Kadastronun 170 yıllık köklü bir teşkilat olduğuna dikkati çeken Özhaseki, “Tapu ve Kadastro bizim yüz akımız. İnsanların en güvendiği kurumların başında geliyor. Bu teşkilatla övünüyoruz.” dedi.

2000’li yıllardan itibaren kurumla ilgili önemli yenilikler yapıldığını anlatan Özhaseki, Tapu ve Kadastro çalışanlarına şöyle seslendi:

“Sizden iki istirhamım var. Birincisi lütfen gelen insanlara güler yüzlü davranın. Ben 21 yıl belediye başkanlığı yaptım, Allah’a şükürler olsun bir kişiye ‘Çık dışarı’ demedim. Amirler personeline, personel gelen insanlara gülümsemeyi ihmal etmesin. İkincisi teknolojiyi çok yakından takip etmelisiniz. İşlemleri kısaltabilir, basitleştirebilirsiniz. Başka ülkeleri inceleyin, İngiltere’yi inceleyin. Evrak üzerinde yaptığınız işi nasıl kısaltırız diye düşünün.”

– “COĞRAFYANIN ALTI DA OYNAK, ÜSTÜ DE OYNAK”-

Türkiye’nin zor bir coğrafyada bulunduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, “Bu ülkenin altı da oynak, üstü de oynak. Alt tarafı depremsellik açısından oynak. O yüzden temkinli olmak zorundayız ama bir taraftan da yerin üstündeki oynaklıklara karşı da savaşmak zorundayız.” dedi.

Kayseri’de PKK tarafından düzenlenen saldırıyı, FETÖ mensubu polisin Rusya Büyükelçisi Karlov’u öldürmesini ve yılbaşında DEAŞ tarafından bir eğlence merkezine yapılan silahlı saldırıyı anımsatan Özhaseki, hepsinin sıraya dizilmesinin tesadüf olmadığını, bunların tek bir merkez tarafından yaptırıldığını belirtti.

PKK ile mücadelede büyük mesafe alındığını, şehirlerde neredeyse bittiğini, kırsalda tek tük yerde kalanlarla mücadelenin de devam ettiğini ifade eden Özhaseki, şehitlerden büyük üzüntü duyduğunu fakat mücadele sırasında şehitlerin verildiğini söyledi.

Özhaseki, Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu ve bütün problemlerin altından kalkacağını dile getirerek “Yeter ki bir olalım, milli olalım, birbirimizi sevelim. Ufak tefek konulardan birbirimize düşmeyelim. Alevi demeyelim, Sünni demeyelim, dindar demeyelim, çağdaş yaşıyor demeyelim. Birbirimizle yaşamaya bakalım.” dedi.